top of page

Muhafazakarlık Çıkmazı

Türkiye bir döngüye sıkışmış gibi görünmektedir. 10 sene ileriye gidiyor sonra o 10 sene hiç yaşanmamış gibi gerisin geri yaşadığı yıllara ve sorunlara geri dönüyor. İktisatçılara sorarsanız bunun sebebini orta gelir tuzağı olarak açıklamaktadırlar. Yani bir ekonominin belirli bir kişi başına gelir seviyesine ulaştıktan sonra ileri gidemeyip aynı seviyede sıkışıp kalması hâli. Ancak sorunun bundan daha derinde olduğu ve yapısal olduğunu ifade edenler az değildir. Kendimi buraya koymakla birlikte hukuk, yolsuzluk gibi sorun başlıkları düzelince her şeyin düzeleceği bir yapının olduğunu düşünmüyorum. Buradaki yapısal sorunu farklı bir şekilde isimlendiriyorum: Muhafazakarlık Çıkmazı.

Sistem; rejim, ideoloji ve ekonomi olmak üzere 3 alanın uyumlu işlediği bir yapıyı zorunlu kılmaktadır. Bu 3 yapının uyumlu işlemediği durumlarda ise Türkiye’de olduğu gibi sorunlar ortaya çıkmaktadır. Türkiye’de sistemin uyumlu işlememesinin sebebi ise ideoloji kısmıdır. Muhafazakarlık özellikle de dini muhafazarlık ideolojinin baskın tarafını oluşturmaktadır. Rejim ilerisi gerisi yani niteliği tartışmalı olsa da oturmuş bir cumhuriyet, demokrasidir. Ekonomi açısından dünyadaki devletleri kapitalizmin farklı görünümleri olarak ifade etmek mümkündür. Ancak burayı refah yaklaşımlı ve zenginlik yaklaşımlı olarak bölümlemek tartışmayı ilerletmek ve derinleştirmek açısından daha uygundur. Türkiye bu ayrımda zenginlik yaklaşımına sahiptir. Çünkü devlet açısından 7’lere 20’lere karışmak, bireyler açısından da lüks yaşam göstergeleri önemlidir.

Türkiye siyasi tarihi sadece muhafazakar partilerin tek başına iktidar olabildiği bir yapıya sahiptir. Bu partiler, Cumhuriyetin kuruluş ilkeleriyle çatışmalı olduğu için bir süre ilerleme yanılsaması kendini göstermektedir. Yani Cumhuriyetin kuruluş ilkeleriyle çatışma topluma, ekonomiye ve sisteme bir ilerleme ivmesi kazandırmakta ancak eninde sonunda muhafazakarlık kendini gösterdiğinden sorunlar yeniden baş göstermektedir.

Bu döngüyü kırmanın tek yolu sistemi oluşturan unsurların yapısını değiştirmektir. Ekonomi bu noktada en katı kısımdır. Çünkü hem devletin ve bireylerin zenginlik yaklaşımları bu değişimi zorlaştırmakta hem de Dünya Sisteminde kapitalizm dışında bir seçeneğin görünürde olmaması buna katkı sağlamaktadır. Dolayısıyla elimizde döngüyü kırmak için iki seçenek kalıyor rejimi ya da ideolojiyi değiştirmek. İdeolojiyi değiştirip sol iktidarlara kapı aralamak döngüyü kırabilmek için en kestirme yoldur. Uzun yol ise, rejimi değiştirmektir. Bunun uzun yol olması ise demokrasinin, cumhuriyetin nispeten oturmuş bir rejim olmasıdır. Ancak muhafazakarların sistemde tek başına iktidar olabilen tek grup olmaları, zenginlik yaklaşımlı ekonomi, tarihin o yöne doğru aktığının bir kanıtı olabilir.

Kabaca her yirmi yılda bir, tek başına iktidar olan muhafazakar partilerin varlığı düşünüldüğünde 2050 yılına gelindiğinde hangi yolda olduğumuzu görmek olasıdır.

Son Yazılar

Hepsini Gör
15 Temmuz'un Panaroması

Son günlerde Suriye’de yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin hakim olduğu bir yapının oluştuğu izlenimini doğurmaktadır. Bu ise 15 Temmuz’u...

 
 
 

4 Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
Guest
Nov 29, 2024
Rated 5 out of 5 stars.
Like

Ferit
Nov 29, 2024
Rated 5 out of 5 stars.

Hayırlı olsun! Bilgilendirmeleriniz ve yazarlığınızı cânı gönülden takdir ediyorum. Başarılar!🙏🏻

Like

Guest
Nov 29, 2024
Rated 5 out of 5 stars.

Merhaba blog hayırlı olsun Rejim değişikliği refah artışını nasıl sağlayabilir.

Like
Guest
Nov 29, 2024
Replying to

Rejim değişikliği döngüyü kırarak sistemin uyumlu işlemesini sağlayabilir. Refah artışı sağlamaz çünkü Türkiye'nin beklentisi refah artışı değil zenginlik artışı, zenginliği arttırır ve en büyük ekonomiler arasına girmeye hizmet eder sadece. Suudi Arabistan, BAE ya da Çin gibi düşünebilirsin sistem uyumlu işliyor zenginler ama refah toplumları değiller. Refah toplumları ve zenginlik toplumları ayrımı için ilerleyen haftalarda bir yazı yazacağım.

Edited
Like
bottom of page